30 Ocak 2013 Çarşamba

Sonsuz-Aşk Part 4

          "Onsuz, ondan uzakta geçen her gün öylesine zor gelmeye başlamıştı ki Sonsuz'a hatta bazen günler bitmek bilmiyor diye içten içe hayıflanıyordu..

           Yeni dünyasına alışmıştı oysa ki.. Ama kalbinde, aklında hep bir eksiklik hissediyordu, hep bir yarısını geride bırakmışlık hissi gelip oturuyordu içine, en olmadık zamanlarda.. Aslında onu meşgul edebilecek o kadar çok şey vardı ki çevresinde, istediği anda onlara kapılıp kendini zamanın hızlı akışına bırakabilirdi.. Ama yapmıyordu, yapmak istemiyordu belki de.. 

          Onun sesini duymak, onunla konuşmak için çoğu zaman kendisi fırsat yaratır olmuştu Sonsuz.. Bildiği bir tek şey vardı 'gözden uzak olan gönülden de uzak olur'.. Hayatında yaşadığı en uzun ilişkisinde deneyimle öğrenmişti bunu. İşte bu yüzden bir an önce dönmek istiyordu. Tuttuğu günlükte her gün sayfalarca Aşk'tan söz eder olmuştu.. O gün ne konuştuklarını, ona olan sevgisini, her şeyi.. Bunlardan Aşk bihaberdi o zamanlar. Sonsuz içinde yaşıyordu bu büyük sevdayı.. Aşk'a duygularını, hissettiklerini dönünce, onun gözlerinin içine bakarak söylemeyi planlıyordu..

          Yalnız kalıp, düşünmek için çok zamanı olmuştu Sonsuz'un.. Aşk'a olan duygularının tam olarak ne olduğunu, neyle bu duyguları anlatabileceğini, kendine itirafı gerçekten uzun zaman almıştı.. Hep kafasının bir köşesinde,

'Gerçekten seviyor muyum?'

sorusu vardı.. Günlerce bu sorunun cevabını aradı Sonsuz.. Hislerinden emin olmadan ümit vermek istemiyordu çünkü Aşk'a.. 

          Öyle değişik şeyler yaşadı ki Sonsuz.. Tek başına yaşamını sırtlanmanın ne demek olduğunu öğrenmişti.. Oradayken yaşayabileceği pek çok şeyden kendini çekti, Aşk'a karşı bu kadar yoğun şeyler hissederken ondan uzakta onun haberi olmasa bile ona ihanet etmek istemiyordu.. Bu yüzdendi belki de yaşayabileceği pek çok fırsatın eline geçtiği sırada böylesine Aşk'ı araması, onun sesini duymaya ihtiyaç hissetmesi.. Ne olursa olsun hiç bir zaman ona sadakatsizlik etmemişti ve içi rahattı bu yüzden..

          Aşk'ın da hayatında pek çok şey olmuştu bu süre zarfında.. Talihsiz kazalar yaşanmıştı.. Sonsuz, Aşk'tan bunları öğrendiğinde, Aşk'a destek olabilmek için yanında olmayı ne de çok istemişti o günlerde.. Elinde fırsatı olsa atlayıp uçağa gelmeyi, Aşk'a destek olmayı nasıl da düşünmüştü.. Bu çok zordu, Sonsuz bunu biliyordu ve bu açığı konuşarak kapatmaya çalışıyordu.. Aşk kendini yalnız hissetmesin diye çabalıyordu, aralarında onca mesafe olmasına rağmen.. Yaptıklarını herhangi bir karşılık bekleyerek de yapmıyordu üstelik.. Belki aynı durumda Sonsuz olsa, Aşk kılını bile kıpırdatmayacaktı.. Ama o an bunları düşünmüyordu bile.. Sonsuz, sadece Aşk'ın yanında olmayı,onun kendini yalnız hissetmemesini ve ona hep olacağını hissettirmeye çalışıyordu sadece.. Sevgi, zaten zor günlerde bile insanın sevdiğinin yanında olması değil miydi? 

         Ne olursa olsun Sonsuz, Aşk'ın hep yanında olmuştu ve olacaktı da.. Ona hissettikleri kalbinin sesini dinlemesini söylüyordu ve Sonsuz bu sefer bunu yapacaktı.. Aşk'a ne olursa olsun hep destek olacaktı..." 

29 Ocak 2013 Salı

Es... Sonsuz-Aşk Part 3

"Onunlayken şarkılar öylesine anlam kazanmıştı.. Sanki sessizliği yırtan birer kahkaha gibi olmuştu Sonsuz için. Tıpkı yokluğu acı verirken varlığı huzur veren sevdalıların birbirine kavuşması gibi.. Şarkılar bağımlılık yapmıştı Sonsuz'a belki de.. Ama yaşayarak öğrenecekti, aslında o şarkıların zamanla ona acı ile dolu tarifsiz bir duygu karmaşasına sürüklediğini.. 

Sonsuz, bu şehri terk etmeye hazırlanırken kulağında Aşk'ın, 

'Gitme, boşver..'

deyişi çınlıyordu.. Gerçekten hissederek mi söylemişti bu iki kelimeyi Sonsuz'a yoksa sıradan bir şekilde konuşma anında ağzından mı dökülmüştü? Sonsuz bu sorunun cevabını asla öğrenemeyecekti.. Asla gerçekten duymak istediklerini, hissettiklerini Aşk'tan duyamayacaktı.. Aralarındaki bu isimsiz yakınlık yine ikisinin arasında bir sır olarak onlarla mezara gidecekti belki de..

Gerçekten de dışarıdan bakıldığında iki yabancıdan farkları yoktu oysa ki yan yana geldiklerinde birbirlerinden ayrılamayacak derecede bir yakınlıkları vardı.. Zamanın donmasını ne kadar da çok istemişti Sonsuz, Aşk'ın yanındayken.. Çünkü ona verebileceği sevgisini en iyi birlikteyken gösterebiliyordu Sonsuz.. 

Sonsuz'un yaşadıklarını dile getirmesi, en başta kendisine itiraf etmesi ne kadar da zaman almıştı.. Ne uzun geceler düşünmüştü, Aşk'a olan duygularının ne anlama geldiğini.. Evet, seviyordu ama bunu pek çoğumuz gibi gösteremiyordu.. Zamanla sevdasını içinde, kendi kendine yaşamasının daha iyi olacağını da öğrenecekti..  Acı deneyimler sonucu aslında sevgisini haykırmasının ona mutluluk değil, aksine üzüntü getirdiğini görecekti.. 

Evet, çok seviyordu Aşk'ı.. Onun için pek çok şeyi yapabilecek kadar, hatta onun için pek çok şeyden vazgeçebilecek kadar seviyordu.. Sonsuz yanında Aşk varken kendisine bambaşka bir şekilde güveniyordu.. Gözünü karartabiliyordu, o yanındayken her şeyi yapabileceğini hissediyordu.. O yokken yanında kanadı kırılmış kuş gibi uçan diğer kuşları sessiz sedasız sadece izleyip, gizli gizli göz yaşlarını tutamadığı o anlarda hissettikleri bunu tam da doğrular gibiydi.. Onsuz kendini eksik hissediyordu, bir parçası çalınmış gibi..

Valizini toplarken dudağında o şarkı vardı Sonsuz'un.. Son görüşmelerinde birden radyoda çalmaya başlayan o şarkı için Sonsuz,

'Bu şarkıyı her dinlediğinde beni hatırla..'

diye söyleyivermişti.. Nasıl olduğunu anlamadan, aniden dökülmüştü dudaklarından bu sözler.. Evet, artık gidiyordu.. Uzun zamandır gitmek istediği yere ama ardında Aşk'ı bırakarak..

Ayrılıklar her zaman içini acıtmıştı Sonsuz'un ve bu sefer yine veda zamanı gelip çatmıştı.. Aşk'tan çok uzağa, bambaşka bir dünyaya, daha önce tanık olmadığı şeyleri görmeye gidiyordu...

Kendine verdiği sözleri de yanına alarak, onları bir demet halinde uçağın yavaş yavaş havalanmasının ardından gökyüzüne bırakıvereceğini bilmeden gidiyordu...."



28 Ocak 2013 Pazartesi

Mandalinalar..... Sonsuz-Aşk Part 2

"Onunla birlikte anlam kazanmıştı bu şarkı benim için.. Ben onu koymuştum şarkıya yaşayan ve yaşatan olarak... Belki de dile getirilmeyen pek çok duyguyu anlatıyordu bu şarkı onun için..

Bir gün ansızın dinletivermişti bana, beklemediğim, ummadığım bir anda.. Tıpkı hayatıma girişi gibi ansızın..O günde birbirimize yakın olduğumuz ender günlerdendi, o gün ben onda gerçek onu görmüştüm.. Karşımdaydı ve her şeyiyle benliğini açmıştı bana... O benliği aklıma girmişti belki de.. Kim bilir hep öyle olduğunu düşünmüştüm bir an, olamaz mı? Nereden bilebilirdim ki daha o an hayatının tek düze olmadığını, tıpkı yaşayan bir fay gibi her saniye değiştiğini...

Oysa ben alışkın değildim daha öncesinden böyle gel-gitli yaşamlara.. Belirsizlikler, ismi konulmamış ilişkiler olmamıştı daha öncesinde benim hayatımda.. O güne kadar her şey kararlı bir şekilde takip halindeydi hayatımda.. Ta ki ona aşık oluncaya kadar.. İsmi gibi gerçekten taşıyabilir miydi o da aşkı diye geçirmeden edemiyordum aklımdan..

Onun hayatıma girmesiyle tüm bildiklerimin aslında bilmediklerim olduğu gerçeğini vurmuştu yüzüme.. Her şeyi anlık yaşamaya başlamış, anlık zevklerle mutlu olmayı öğrenmek zorunda bırakılmıştım onun tarafından.. Şikayetçi değildim bu durumdan. Ondan öğreneceğim ve o güne kadar öğrendiğim şeylerin benim hayatımı nasıl değiştirebileceğini yaşayarak deneyim edecektim artık.. Zaman onun için akmaya başlamıştı ve ben sadece arkasından sürükleniyordum.. Kimi zaman taşlara, engellere takıla çarparak kimi zaman suyun hızıyla kendimi akışa bırakarak.. Zorlama değildi bu durum benim için, yavaş yavaş aşık olduğum adama adım adım yakınlaşmamdı belki de...Hayat, onu takip etmem için bana hükmediyordu adeta, onun yanında kendimi ona bırakmam gerektiğini de kulağıma fısıldamayı unutmadan.. Her gün birer adım daha yakınıma gelmişti, hayatıma gün be gün giriyordu ve ben buna ne engel oluyordum ne de itiraz ediyordum.. Engel olmayı, hayır istemedim ki zaten, belki de onun hayatıma böylesine yavaş ve sıra dışı girmesi beni ona daha çok bağlayan nedenlerden biri olmuştu.. Ona her baktığımda gün geçtikçe kendimden birer parça görmeye başlayacaktım çok geçmeden..

Bu şarkıyı ben bizim şarkımız olarak o günden sonra çoktan kaydetmiştim zaten zihnime..."
     
               
           Sonsuz böyle not etmişti o şarkı kulağına çalınırken duygularını.. Aşk'a olan aşkını ilk kez kelimelere dökmüştü.. Aşk'ın onun hayatında ne kadar önemli olduğunu henüz çok da farkına varmadan, masumca yazıya aktardığı cümleleriydi bunlar.. Aşk, Sonsuz'u belkide sonu bilinmeyen bu sevda yoluna bilerek peşinden sürüklemişti.. Sonsuz buna hayır bile demeden sadece Aşk'ı takip etmişti...




27 Ocak 2013 Pazar

Sonsuz-Aşk Part 1

Yazmak istediğim bir hikayem var benim.. İçinde sen ve ben olduğu.. Bizi anlatmak istiyorum.. Evet evet bizim hikayemizi yazmak istiyorum. 
Adını belirledim bile daha şimdiden "sonsuz-aşk"...
Bizim hikayemiz çok oldu başlayalı.. Herkesin bu hikayeyi okurken kendinden bir şeyler bulmasını, bir solukta okumalarını diliyorum içimden.. Bir başlangıç yapmalı o halde artık...


         "Sonsuz, Aşk ile tanışalı bir yılı geçkince bir süre olmuştu.. Aralarındaki şeyin ne olduğuna karar verememişti Sonsuz, ilk tanıştıklarında.. Hiç aklına dahi gelmemişti Aşk'ın kendisi için günün birinde bu kadar önemli ve değerli olabileceğini.. Öncesinde çok denemişti.. Hayatına giren erkeklerin hiç birisi Aşk gibi olmamıştı Sonsuz'un.. Bu yüzden Aşk'a karşı hep çekimser, korkak davranmıştı başlarda. 

          Yuvasından ayrılmış bir kuş gibi uçarken oraya buraya çarpmaktan öylesine korkuyordu ki.. Hayat ona acı deneyimler yaşatmıştı, asıl bundan kaynaklanıyordu korkusu da.. Çok incinmişti kısacık hayatında ve karşısındaki adamı bu sefer kendisi incitmek istemiyordu. Adımlarını dikkatli, yavaş ve emin atmak istiyordu.

          Hayatına giren bu yabancıya ilk başlarda bilmiyordu bile nasıl hitap edeceğini.. Ne demesi gerektiğini, nasıl davranması gerektiğini... Öğrenecekti o da bir süre sonra kalbinin sesini dinlemesini.. İçinden nasıl geliyorsa öyle davranmak onun için zordu ilk başlarda.. Karşısındaki yabancıdan ürküyordu belkide..

          Hayatına giren diğer adamlar getirmişti onu bu hale. Onlar öğretmişti insanlara hemen güvenmemek gerektiğini ve her ne olursa olsun bir mesafe bırakmasının şart olduğunu. 

          Sonsuz, Aşk'a bir yakınlık hissetti onu ilk gördüğünde.. Daha yeni tanıştığı bu adam başkaydı onun için. Konuşması, oturması, hitabı her şeyiyle farklıydı diğer herkesten.. Sanki Aşk'ı uzun zamandır tanıyormuş gibi gelmişti.. Bir çırpıda tüm hayatını anlatmayı bile düşündü Aşk'a.. Nasıl olduğunu bilmediği bu yakınlık Aşk'ı tanıdıkça Sonsuz'u aşka götürmeye yetmişti belki de..

          Aşk'ın hayatına pek çok kişi girmişti Sonsuz'un aksine.. Pek çok ilişki deneyimi olmuştu ve biliyordu karşısındaki bayanı nasıl etkileyebileceğini.. Nasıl konuşması gerektiğini, nerede durması, nerede harekete geçmesi gerektiğini her şeyi biliyordu.. Sonsuz Aşk ile ilk tanıştığında Aşk'ın onu ürküten tek yanı bu olmuştu zaten.. Sonsuz'un kadın erkek ilişkilerinde kat etmesi gereken çok uzunca bir yol vardı Aşk'ın yanında. Peki ya Aşk bunu bekleyebilir miydi?!"