20 Ağustos 2013 Salı

Bazen bilirsin işte......

Bazen bilirsin... Bilirsin işte, ilk gördüğünde... Anlarsın ilk bakışında o olduğunu... 

Hislerini direkt dile getirmesen de O'dur... Ne o söyler ne sen.... Yan yanasınızdır.... Dip dibe...... O kadar çok yaşanmışlığınız olur ki kısa zamanda şaşırıp kalırsın... Sadece yaşarsın o andan sonra.... Onun yanında olması bile yeter senin için... Dile getirilmese de hissedersin, bilirsin işte...

Birlikte yapar olursunuz pek çok şeyi... Hem de zevk alarak.... Ama işte....

Kendini uzak tutmaya çalışırsın, yalnız kalmaya çalışırsın... Geri çekersin belki ama olmaz işte.... 

Sana gelir o.... Yanında olmaya çalışır, birlikte vakit geçirmeye çalışır.... Görürsün ama olmaz işte... Bir sürü neden gelir doluşur kafanın içine... O an dersin olmaz.... 

O yokken keşke olsun dersin ama dile getiremezsin... Olmayacağını biliyorsundur ve sessiz kalmak zorunda hissedersin kendini...

Çok uzun bir süre konuşmazsın, sırf onu incitmemek için... Sonra bir an gelir ve tekrar konuşmaya başladığında aslında görürsün ki her şey aynı onun için, peki ya senin için? Ne hissediyorsun bunu anlaman gerekir.....

Bambaşka hayatlarınız vardır.. Senin hiç bilmediğin... Herşeyiniz bambaşkadır... Siz bambaşkasınızdır... İşte bundan korkarsın, bu yüzden geri çekersin kendini....


Belki de bu geri çekiş onun seni ne kadar çok özlediğini söyleyene kadar devam edecektir, bilemezsin ki......





11 Ağustos 2013 Pazar

Part 1 : Defne küçük bir kız çocuğu.....

Defne daha küçücük bir kız çocuğu.... Yeni yeni konuşmaya başlayan, bıcır bıcır, mutlu, hayat dolu bir kız çocuğu...

Masal, Defne ile bir yolculuk esnasında trende karşılaşmıştı..

Masal'ın zaten küçük çocuklara, bebeklere sevgisini, ilgisini bilmeyen yoktu çevresinde... Nerede bir çocuk ya da bir bebek görse ilgilenir, onlarla arasında gizli bir bağ kuruverirdi.... Pek çok kişinin onun bu yönünü içten içe kıskandığını hissediyordu....

Masal, bayram için gitmişti o güzel şehre... Bayram bitmiş ve artık dönüş vakti gelmişti. Dönüş yolu her zaman ki gibi ona zor geliyordu. O şehre ilk gidişiydi ama bir tarafını orada bırakıp dönecekmiş gibi hissetmeye başlamıştı daha en başından.. Ve öyle de oldu. Yaşanmışlıkları, anıları, hasretleri içinde düğümlenmişti.. Sessizce bindi trene, ardına bakmaya cesaret bile edemeden. Biletine baktı, koltuk numarasını tekrar hatırlamaya ihtiyacı vardı o an çünkü...  Yerine geçip, oturdu.. Düşünceler tek tek gelip kafasını kurcalamaya vakit kaybetmeden başlamışlardı. Çevresinde kim var kim yok ayırt bile edemiyordu o an. Zaman durmuştu sanki sadece düşünceleri yaşıyor gibiydi. Dalıp gitmişti düşüncelerine....

İşte o an küçük bir kız çocuğunun sesiyle irkildi.. Öylesine heyecanla bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ki bu küçük kız, Masal onu nasıl fark etmediğine şaşırdı.. Diğer çocuklarla olduğu gibi ilgilenmeye başladı, bu küçük kız çocuğuyla da..

Bu sevimli küçük kız çocuğunun adı Defne idi. Öylesine sevimliydi ki Defne... İnsana her şeyi unutturabilme büyüsüne sahipti adeta... Masal için de öyle olmuştu. Defne ile ilgilenmeye başladıktan sonra tüm düşünceler uçup gitmişti aklından.. Sadece bu güzel kız çocuğunun anlatmaya çalıştıkları doldurmuştu aklını...

Defne de Masal'ı sevmişti.. Hiç yabancılık çekmemişti Masal'ın yanında. Masal'a tün yolculuk boyunca birşeyler anlatmaya çalışmıştı Defne... Masal'ın onunla hiç dikkati dağılmadan ilgilenmesi, onun istediklerini yapması da Defne'yi çok mutlu etmişti.

Defne küçük bir kız çocuğu...

Çevresindekilere acıları, üzüntüleri, kederleri, kısaca her şeyi unutturabilen bir kız çocuğu....

Masal'da iz bırakan bir kız çocuğu....

Musmutlu Bayramlar!!

2013 yılınında on bir ayın sultanını Ramazan ayını da geride bıraktık.... Acısıyla tatlısıyla bir sürü şey kaldı ardımızda....

Veee geldik bayrama... Küçükken bayramları çok severdim. Evet, şimdi de seviyorum ama daha buruk geçiyor artık bizim bayramlarımız.... Özellikle tonton anneannem vefat ettikten sonra bir tarafımız hep eksik gibi....

Küçükken bayramlarda en çok sevdiğim şey, tüm ailenin bir araya gelip koskoca bir masa etrafında yenen yemeklerdi... Ne yazık ki o yemekler artık eskisi gibi o koskoca masalarda kalabalık yenmiyor... Kırgınlıklar, küskünlükler insanoğlunu yakaladı mı bırakmıyor sanırım.... Ama yine de hala ailemiz 'biz' olabiliyor ve bu da bize yetiyor.....

Bugün gerçekten benim için çok önemli ve değerli olan arkadaşım N.Ç. ile buluştum ve onunla konuşmamızın ardından tekrar yazmaya, bloga geri dönmeye karar verdim aslında..... Sanırım ona bir teşekkür borçluyum bu anlamda.... N.Ç., teşekkür ederim, iyi ki varsın....

Geç yayınlanan bir post olsa da paylaşmak istedim, o günün anısı canlı tutabilmek için.....

Yazım tarihi : 09/08/2013

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Bugün Günlerden Arefe

O kadar uzun zaman oldu ki yazmayalı ya da belki yazamayalı... Aslında yazmak istediğim, yazmayı düşündüğüm o kadar çok şey oldu ki ama elim gitmedi bir türlü ve yazamadım... Ama bugün belki de her şeye yeni bir başlangıç yapılması gerektir.....

Yarın Ramazan Bayramı, e bugünde doğal olarak Arefe... Bugün günlerdir istediğim şey gerçekleşti ve ben için için öylesine mutluyum ki.... Belki öyle abartılacak bir durum yok ama ben mutluyum ve huzurluyum... Bu bence yeterli...

Bazı şeyler, bazı aşklar, bazı yaşanmışlıklar üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin unutulmuyor... Rüzgar küllerini bir türlü alıp götürmüyor, bir türlü atamıyorsunuz içinizden.... İşte tam da öyle bişe...

Bu bayram belki de her şey bambaşka olur, kim bilir?

Şeker tadında bir bayram diliyorum herkese.......