16 Haziran 2012 Cumartesi
"Gökyüzündeki martı süzülmedin mi sende yanımdan giderken,
Arkana dönüp bakmadan çekip gitmedin mi?
Neyin intikamını almaya çalışıyorsun o halde,
Sen ve ben olamadık madem beni bırakıp gitmeden yalnızlığa alıştırsaydın bari..."
Bournemouth'a geleli dört gün oldu sayılır. Havasına, insanlarına, yaşamına ayak uydurmaya çalışıyorum bende henüz. Yavaş yavaş çözmeye başladım sokaklarını.. Yiyecek konusunda şu an kaldığım host'da mutfak olmadığı için zorluk çekiyoruz kimi zaman ama onun dışında hazır gıdalarla geçiştirmeye çalıştığımız da doğru..
Bol bol fotoğraf çekmeye çalışıyorum, burada yaşadıklarım, gördüklerim güzel bir anı olarak ölümsüzleşsin diye.
Zaman zaman her konuda zorlanabiliyorum tabi ki. Kızdığım, sinirlendiğim anlarda oluyor ama kendimi frenlemem gerektiğinin farkında olduğum için rahat olmaya çalışıyorum daha çok..
Ailemi özlüyorum bir taraftan ama özlemimi onları arayarak gidermeye çalışıyorum.
Bournemouth'un saatine de alıştım sayılır. Gerçi hala arada Türkiye'nin saatini düşünüyor olsam da.
Buradaki gece hayatı ise herkes kendine göre eğleniyor, içen sapıtmaya başlıyor, sapıtınca ne yaptıklarının farkında olmadan absürt davranabiliyor vs..
Herşeye rağmen burda olmak güzel..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder